Our Geosites

Kula Volcanic Park

 The Kula Divlit Volcanic Park is located in the eastern part of the Kula-Salihli Geopark, northeast of the centre of Kula district. This park has all the landforms that were formed in consequence of the third stage of volcanic activities. Within the park area, you can see the Kula-Divlit cinder cone, lava flow, parasitic cones, spatter cones and lava tunnels and ditches. Within the park area, there is a pathway guiding visitors to the geosites (approx. length 2.7 km) with wooden bridges and 1 cycling track (approx. length 34.8 km).

The Kula region is one of the youngest volcanic areas in Turkey. Volcanism in the Kula region began about 2 million years ago (Early Pleistocene) and activity continued intermittently into historic times. In general, this volcanic activity took place in three phases.  

First-Phase volcanism (Burgaz Volcanics); This phase of volcanism took place about 1.7 million years and the lava flows dating from this period formed very thick basalt sheets making the high plateaux of the current topography (e.g. the plateau of Burgaz, Sarnıç and İbrahimağa). You can see very well developed columnar basalt structures on these basalt flows.

Second- Phase volcanism (Elekçitepe Volcanics); In the second phase as a result of volcanism that took place between 200 and 130 thousand years period volcanoes formed. According to some sources, 45 volcanic cones, and while some other sources state 49 volcanic cones were formed in this period.

Third- Phase volcanism (Divlit Tepe Volcanics): The third phase, which covers the period between 30000 and 2600 years ago, consists of various slag cones and lava flows and the young volcanic cones forming the third stage volcanoes are locally called “Kula Divlits” and these volcanoes constitute the third and latest phase of volcanism at Kula. This last phase of volcanic activity, has quite a fresh appearance and gives visitors the feeling that this volcanism happened only yesterday. The lavas with their dark black colours can easily be distinguished from the other lavas belonged to the earlier stages of volcanism in the area. Since they are very young and well protected, you can clearly see the structures of a basaltic lava flow. 

The Geosites which can be visited within the Kula Divlit volcanic park are:

  Kula Divlit Volcano Cone

It is one of the most spectacular volcanoes formed in the third phase of volcanism at Kula (Divlit Tepe Volcanics). It shows cinder or scoria cone characteristics in terms of its formation and shape properties. Cinder cones are steep slope volcanic cones that have been formed by the accumulation of various sized materials (pyroclastic materials) that are spattered out from the volcano chimney and solidify in the air. The solid material forming the cone can be of a very different size, from very fine-grained ash size material to volcanic bombs of a size that can exceed 1 meter in diameter.

Kula divlit konisi genellikle siyah koyu kahve rengi genellikle fındık-mercimek boyutunda, çok boşluklu, gevşek unsurlardan (skorya)  meydana gelmiştir.  Koninin denizden yüksekliği 860m çevresine göre nisbi yükseltisi 170 metredir.  Kula volkanizmasına bağlı oluşmuş anıtsal yapılardan biri durumundaki kula divlit konisi, Türkiye’nin en genç volkan konilerinden biri durumundadır. 

The Kula-Divlit Lava Flows:

The major eruptive product of the Kula volcanoes was lava. Lava flows are the streams of molten rock that pour out from the ground from an erupting vent. The Kula-Divlit lava flows formed as a result of the rising up of the high-temperature basaltic-lava and its overflowing on to relatively lower altitudes in the vicinity of the cone and these flows of molten rock solidified in time. The approximate area of the lava flow is 20,73 km2.

Kula divlit volkanik parkı, kula divlit konisi ve çevredeki fay zonları boyunca çıkıp yayılan lav akıntısı üzerindedir.  Burada kula divlit konisi ve çevredeki çıkış merkezlerinden yer yüzeyine ulaşan yüksek sıcaklıktaki lavlar, gediz vadisine doğru akışa geçmiştir. Akışa geçen bu lavlar zaman içerisinde soğuyup katılaşmış, lav yüzeyinde  boyutları bikaç cm ile 1 metre çapında çukurlar  yer yer çıkıntılar oluşmuştur (Bu tip lavlara  Hawaii  dilinde “Aa lavı” denir. Bilimsel literature de buradan geçmiştir.) Oldukça genç olan lav akıntıları üzerinde toprak örtüsü henüz gelişmemiştir. Bu nedenle sözkonusu akıntılar üzerinde sınırlı miktarda bitki yetişmektedir. 

Parasitic Cones

In the volcanic park there are some small cone-shaped volcano structures in the vicinity of Kula-Divlit Volcanic cone. These are called parasitic cones. A parasitic cone is the cone-shaped accumulation of volcanic material, not forming part of the central vent of a volcano. They form in eruptions from fractures on the flank of the volcano. These fractures occur because the flank of the volcano is unstable. Eventually, the fractures reach the magma chamber and generate eruptions called flank eruptions, which, in turn, produce a parasitic cone.

Spatter Cones and Spatter Ramparts

In Kula divlit volcanic park, you can see various forms of spatter cones or spatter ramparts on the lava flow. A spatter cone is a low, steep-sided hill or mound that consists of welded lava fragments, called spatter, which formed around a lava fountain issuing from a central vent. Typically, spatter cones are about 3–5 meters high. Spatter cones and spatter ramparts are typically formed by lava fountaining associated with mafic, highly fluid lavas, such as those erupted in the Hawaiian Islands. As blobs of molten lava, spatter, are erupted into the air by a lava fountain, they can lack the time needed to cool completely before hitting the ground. In the case of a linear fissure, lava fountaining will create broad embankments of spatter, called spatter ramparts, along both sides of the fissure.

Spatter cones are more circular and cone-shaped, while spatter ramparts are the linear wall-like features.

Lava Tunnels - Lava Tubes:

Some of the fantastic volcanic structures found in the Kula-Devlet volcanic park consist of lava tunnels. A lava tunnel is a type of lava cave formed when a low-viscosity lava flow develops a continuous and hard crust, which thickens and forms a roof above the still-flowing stream of lava. Lava tubes form in one of two ways: either through the crusting over of lava channels or from pāhoehoe flows, where the lava is moving under the surface. Lava usually leaves the point of eruption in channels. These channels tend to stay very hot as their surroundings cool. This means they slowly develop walls around, them as the surrounding lava cools and/or as the channel melts its way deeper. These channels can go deep enough to crust over, forming an insulating tube that keeps the lava molten and serves as a conduit for the passage of the flowing lava.

. These types of lava tubes tend to be closer to the lava eruption point.

Click for Directions: https://goo.gl/maps/TghBUjcX6Eq

Kula Fairy Chimneys

Peribacaları nispeten yumuşak kayaçlar ile bunları örten erozyona  dayanıklı  sert  kayaçlardan oluşur.  Tipik bir peribacası iki kısımdan oluşur. Peribacasının nispeten yumuşak kayalardan oluşan  aşağı kısmına “gövde”  gövdenin üzerinde duran, gövdeyi erozyona karşı koruyan, erozyona dayanıklı sert kayalardan oluşan üst kesime ise “takke” adıverilir.  Peribacalarına Türkiye’de genellikle tortul kayalar ile volkanik formasyonlar içerisinde rastlanır.  Türkiye’de en bilinen örnekleri  Kapadokya ve Kula’da  yer almaktadır.”

Peribacaları, genellikle çamurtaşı,  çimentosu zayıf kum taşı ve  tüf  gibi nispeten yumuşak kalın tabakalar ile onlar üzerinde bulunan  iyi çimentolanmış kumtaşı,  kireçtaşı ve basalt gibi nispeten sert kayaların görüldüğü alanlarda oluşurlar.  Yüzeyde bulunan sert kayalardan oluşan tabaka daha aşağıda yer alan yumuşak katmanları su erozyonuna karşı korur.  Zamala yüzeyde bulunan sert tabakada meydana gelen çatlaklar boyunca aşağıya süzülen su,  biryandan   çatlakları  genişletirken öbür yandan da  yumuşak tabakaları hızla erozyona maruz bırakır.  Zamanla erozyonun ilerlemesi ile Çatlakların bulunduğu  alanlar hızla genişler ve peribacası adı verilen şekiller oluşur.  Peribacaları arasındaki mesafe ve peribacalarının büyüklüğü doğrudan doğruya çatlak sistemleri ve bunların yüzeydeki sert  tabaka üzerindeki yoğunluğuyla ilişkilidir.  Nitekim  yüzeydeki sert katmandan kopan kaya parçaları aşağıdaki yumuşak katmanları erozyona karşı korumakta, kaya parçalarının şekil ve boyutları  peribacasının şekli ve boyutları üzerinde belirleyici olmaktadır. 

Kula-Salihli Jeoparkında  Peribacaları yağmur damlası erozyonu, yüzey erozyonu ve yumuşak tabaka içierisinde gelişen tunel/borulanmanın (piping) ortak etkisine bağlı olarak  oluşmuştur.  Peribacalarının takke kesimleri çimentolanmış  geçirimli kumtaşı veya bazalt bloklarından oluşmaktadır.  Peribacalarının  gövde kısımlarını ise Miyosen yaşlı  az pekimiş kumlu killi gölsel depolar (Ahmetler Formasyonu) oluşturmaktadır.  Açık yeşil renkli ahmetler formasyonu, yağmur damlası ve yüzey erozyonuna karşı oldukça hassastır.  Yağmur damlalarının yüzey  üzerine doğrudan etkileri kabuk  oluşumuna neden olarak yüzeysel akışa neden olur. Bu akış, çatlaklar boyunca akarak derin dar erozyon yarıntılarının (gully) oluşmasına neden olur.  Öte yandan Ahmetler formasyonunun içinde, suyun altta yer alan geçirimsiz kumlu killi depolar ile üstteki yüksek geçirimliliğe sahip katmanların arasındaki zonda hareket etmesine neden olmaktadır. Plato boyunca yoğun gelişmiş badlands (kırgıbayır) topoğrafyası ve yüksek eğim koşulları suyun  yumuşak sediment çierisindeki küçük boşluklar içinde dikey yönlü hareketini (piping) bu da tünel erozyonunu tetiklemektedir. Sözkonusu erozyon yumuşak sediment içerisinde boşlukların hatta pencerelerin oluşmasına neden olur. Bu boşlukların çökmesi ise peribacası oluşumuna katkıda bulnur. 

Click for Directions: https://goo.gl/maps/mntmnCrHbjw

Çakırca Basalt Columns

Burada gördüğünüz volkanik kayaçlar, Sarnıç Platosunun en kuzey ucunda bulunan Toytepe Volkanının yaklaşık olarak 1.260 milyon yıl önce faaliyete geçmesi sonucu çıkan lavların çevreye yayılması sonucunda oluşmuştur. Volkan bacasından ilk defa yüzeye çıkan lavlar başlangıçta yaklaşık olarak 800 oC sıcaklıkta iken, yaklaşık olarak bir asır süresince yavaş yavaş soğuyarak katılaşmışlardır. Bu zaman süresince, soğuma başlangıçta lavların yüzeyinde başlamış ve zamanla lav kütlesinin derinlerine doğru devam etmiştir. Bu soğuma lav akıntılarında hacim daralmasına bağlı olarak kasılma (daralma) ve büzülmelere sebep olmuştur. Bu durum başlangıçta, lav akıntıları üzerinde altıgen (heksagonal) tipte çatlak sistemlerinin gelişmesine ve zamanla bu çatlakların derinlere doğru uzanması şeklinde devam etmiştir. Sonuçta birbirine kenetlenmiş altıgen biçiminde bazalt sütunları oluşmuştur. Soğumaya bağlı kasılma ve daralmaların lav kütlesinin merkezi kısmında başlaması çevreye doğru eşit bir şekilde yayılması altıgen biçiminde bazalt sütunlarının oluşumunu sağlamıştır. Yapılan bilimsel çalışmalar, altıgen biçiminde bazalt sütunlarının genellikle aynı kalınlıkta veya aynı jeokimyasal bileşime sahip lav akıntıları içerisinde geliştiğini ortaya koymuştur.   

Sandal Divlit

Sandal Divlit Volkan Konisi: Kula volkanizmasının 3. evresinde (Divlit Tepe Volkanitleri) oluşmuş en önemli volkanik şekillerden biridir. Oluşumu ve şekil özellikleri açısından  sinder koni veya  skorya konisi tipindedir. Sinder koniler, volkan bacasından püsküren çeşitli boyuttaki materyallerin (piroklastik maddeler)  havada katılaşıp baca etrafında birikmesi ile oluşmuş dik yamaçlı volkan konileridir. Koniyi oluşturan parçalar çok ince taneli kül boyutunda malzemeden  çapı 1metreyi geçebilen boyutta volkan bombalarına kadar çok farklı farklı boyutlarda olabilir.  Kula yöresinde bu tip volkan konilerine “divlit” adı verilir.

Sandal divlit konisi genellikle siyah koyu kahve rengi genellikle fındık-mercimek boyutunda, çok boşluklu, gevşek unsurlardan (skorya)  meydana gelmiştir.  Koninin denizden yüksekliği 900m çevresine göre nisbi yükseltisi 150 metre olan koninin krater genişliği; yaklaşık 225 metredir.

With quite a visible appearance from the İzmir-Ankara highway, this cone is one of the most characteristic volcanic cones formed in the course of Kula volcanism. The Sandal cone, which preserved its natural structure (Sandal Divlit), is also one of Turkey's youngest volcanic cones.

Sandal Divlit Lav akıntısı

Yüksek sıcaklığa sahip bazaltik lavların yeryüzeyine ulaşması ve yeryüzünde akışa geçmesi sonucunda oluşmuş bazalt örtüdür.  Yeryüzeyine ulaşan lav çıkış merkezi veya merkezlerinden  çevredeki nispeten alçak alanlara doğru akar. Bu hareket lav soğuyana kadar devam eder.  Bir sure sonra katılaşıp kalan bu lav,  üzerinde akmakta olduğu arazinin üzerini örter.

Sandal (divlit) konisi ve çevredeki fay zonları boyunca çıkıp yayılan lavların oluşturmuş olduğu lav akıntısıdır.  Burada lav çıkış merkezlerinden yer yüzeyine ulaşan yüksek sıcaklıktaki lavlar, Gediz Vadisi’ne doğru akışa geçmiştir. Akışa geçen bu lavlar zaman içerisinde soğuyup katılaşmış, lav yüzeyinde  boyutları bikaç cm ile 1 metre çapında çukurlar,  yer yer çıkıntılar oluşmuştur (Bu tip lavlara  Hawaii  dilinde “Aa lavı” denir. Bilimsel literature de buradan geçmiştir).  Lav akıntısının yaklaşık alanı 11 km2’dir.

Lav akıntısı içersinde hareket halindeki lavın dış kısmının katılaşması; iç kısmının ise bir sure daha akıma devam etmesi ile  oluşmuş tav tüpleri (Lav tüneli- Lav mağarası) ve bu lav tüplerinin tavanlarının çökmesine bağlı oluşmuş hendekler bulunur.  Oldukça genç olan lav akıntıları üzerinde toprak örtüsü henüz gelişmemiştir. Bu nedenle sözkonusu akıntılar üzerinde sınırlı miktarda bitki yetişmektedir. 

Click for Directions: https://goo.gl/maps/EnHYBFV5vM82

Acısu Ophiolites

An ophiolite is a section of the Earth's oceanic crust and the underlying upper mantle that has been uplifted and exposed above sea level and often emplaced onto continental crustal rocks. Their significance relates to their occurrence within mountain belts such as the Alps and the Himalayas, where they document the existence of former ocean basins that have now been consumed by subduction.

During the Early Mesozoic when the continents of Gondwana and Laurasia separated and moved in opposite directions, an ocean “called Tethys” emerged as a result in the gap formed. During this time period ultra-mafic basaltic lavas flowed on the ocean floor as a result of submarine volcanism. With the solidification of these lavas, rocks such as peridodite, horblendite and pyroxenite were formed. These rocks are generally termed ophiolits. The lavas forming the ophiolitic rocks are hydrated when associated with water during the course of volcanism and become green. These hydrated rocks are generally termed serpentine (snake stone). These green rocks are found in the southwestern part of the Aegean Region (Datça Peninsula), in the nucleus of the Taurus Mountains, in most part of Eastern Anatolia and along the Izmir-Ankara-Erzincan Suture Zone. The Acısı ophiolites, which represent remnants of the northern branch of the Tethyan ocean developed, in the geopark area are a segment of the İzmir-Ankara-Erzincan Suture Zone (İAESZ), which took place between the Pontides and the Anatolide-Tauride Platforms during the Triassic−Jurassic−Cretaceous periods from 251.9 to 66 million years ago. This segment of the Tethyan Ocean was closed completely during Eocene.

Kula-Salihli Jeoparkında geniş bir alanda yüzeylenme gösteren Acısı Ofiyolitleri, Mesozoik süresince Tetiz Okyanus’nun kuzey kolunu oluşturan İzmir-Ankara-Erzincan Kenet kuşağının bir bölümünü oluştumaktadır. Trias-Jura-Kratese dönemlerinde (251.9-66 milyon yılları arasında) Pontit-Anatolit-Taurid platformları arasında var olan bu okyanusun kuzey kolu Eosen de İzmir-Ankara-Erzincan Kenet Kuşağı boyunca  bütünü ile kapanmıştır.

yol tarifi için: https://goo.gl/maps/Z4Ac1MzG58U7UyYX7

The Gediz Graben

Türkiye’de genç tektonik hareketler Bingöl Karlıova’nın batısından itibaren gerilme tektoniği şeklinde kendisini göstermiş,  Neojende başlayan, Kuvaterner’de de devam eden bu faylanma hareketleri ile İç Batı Anadolu ve Ege’de bloklar halinde çökme ve yükselmeler meydana gelmiş, yükselen alanlar (horst) dağlık kütleleri;  çöken alanlar (graben) ovaları oluşturmuştur. Ege Bölgesi’nde Bakırçay, Gediz, Küçük Menderes, Büyük Menderes grabenleri ve bunlar arasında Bozdağ, Aydın Dağları ve Menteşe Dağları Horstları oluşturmuştur. Gediz Grabeni söz konusu genç tektonik hareketlere bağlı oluşmuş bir çöküntü alanına tekabül eder.  Grabenin bir ayrılma fayı olan Karadut fayının oluşumu ile başladığı düşünülmektedir. Grabenin her iki kenarında grabenin fasılalarla çökmesine neden olan listrik faylar bulunur. Söz konusu faylar dağlık kütleden ovaya doğru gidildikçe gençleşir.  Grabenin tabanı ile Bozdağlar’ın en yüksek kesimi arasındaki yükselti farkı yaklaşık 2000 metre civarındadır. Söz konusu yükselti farkı neotektonik dönemde gerçekleşen yer hareketlerinin şiddetini göstermesi açısından öneme sahiptir.

Kurşunlu Hot Springs.

Türkiye’nin en önemli 15 jeotermal alanından birisidir. Kurşunlu deresinin aşağı çığırlarında bulunan alan,  İzmir Ankara yolu üzerinde olup önemli bir termal turizm sahasıdır. Kurşunlu Jeotermal alanında bulunan kaynakların neredeyse tamamına yakını, günümüzde açılan kuyular sebebiyle kurumuş durumdadır. Alandaki kaynakların çıkış sıcaklıkları 42-55 ºC arasındadır.  Sahada açılan kuyulardan ise 51-114 ºC sıcaklığında su elde edilmektedir. Söz konusu alandaki kuyulardan elde edilen sıcak su, termal tesiste ve Salihli ilçesinde binaların ısıtılmasında kullanılmaktadır. Kaplıca suyunun romatizma, cilt, kadın ve solunum yolu hastalıklarına, psikiyatrik rahatsızlıklar ile kireçlenme tedavisine olumlu etkileri görüldüğü düşünülmektedir. Alan bu özelliklerinin yanında aynı zamanda önemli bir mesire alanıdır.

Gitmek için tıklayın: https://goo.gl/maps/KYBRQkHUnorJMniz8

The Kurşunlu Valley

The Kurşunlu stream receives its water from the Kırkoluk springs originating from higher up Bozdağlar and the stream joins the Gediz River in the north of the Gediz Plain. This stream, flowing throught Paleosoic land and tmolos deposits along the northern slopes of the Bozdag Mountains flows through narrow and deep gorges as a result of vertical tectonic movement. Along the Kurşunlu valley it is possible to observe the litho-stratigraphic units which formed the Bozdag Mountains. This valley is also of great importance in terms of its flora, morphology and for its diverse landscape features.

Tmolos Deposits

Bozdağların kuzey etekleri boyunca doğu-batı uzunluğu kabaca 110 kilometreyi bulan dolgu depoları uzanır. Bunlar Batı Anadolu’nun günümüz jeomorfolojik görünümünü kazanmasına neden olan dikey yönlü tektonik hareketlerin etkisi ile aşamalı bir şekilde yükselen Bozdağlar’dan çökmekte olan graben sahasına doğru akan sellerin ve akarsuların taşıdıkları materyalleri dağlık kütlenin eteğinde biriktirmelerine bağlı oluşmuş depolardır. Depolar Gediz Grabeninin aşamalı bir şekilde çökmesi ile oluşmaya başlamış, graben oluşumu devam ettikçe oluşan depolar kendi içlerinde de faylanmışlardır.  Kuzey-güney genişliği 3-5 km, kalınlığı 400-500 m civarında olan bu depoların oluşumu Miyosende başlamış, Pliyokuvaternere kadar devam etmiştir.  Oldukça zayıf pekişmiş genellikle kum, kil, marn ile gnays, şist, kuvarsit, ve kalker çakıllarından oluşan tmolos depoları, erozyona karşı oldukça hassastır. Tmolos depoları üzerinde yarıntı erozyonuna (gully) ve heyelanlara yaygın bir şekilde rastlanır. Söz konusu depoların alt kesimleri akarsu ve dereler tarafından oyulunca üst kesimleri düşey yönde yer değiştirmekte ve depolar dikliklerini muhafaza ederek gerilemektedir (Paralel yamaç gerilemesi).  

Çamur Hamamı

Tarihi geçmişi Lidya krallığına kadar uzanan kaplıca, suyunun içerisindeki tortular nedeniyle bu ismi almıştır. Bugün kaplıca suyu dinlendirilip, tortuları bir havuz içerisinde çökertildikten sonra sıcak su termal tesislerde kullanılmaktadır. Termal kaynaktan çıkan suyun sıcaklığı 52 ºC’tir.  Hamamın yakınında Pazar günleri yöresel ürünlerin satıldığı bir pazar bulunmaktadır. Kaynak yakınında önemli bir termal tesis bulunmaktadır.

The Thousand Hills

There are a group of important royal tombs which are termedBintepe (Thousand Hills) on the road from Salihli to Akhisar, 8-10 km north of the GedizRiver, within an area of some 74 square kilometers, Bin Tepe is the largest tumulus cemetery inTurkey.These 119 tumuli scattered across the area between the ancient city of Sardis and Marmara Lake belonged to the rulers of Lydia. The dimensions of these tombs vary depending upon the social status of their owners. Three of the largest burial mounds-tumulus are said to have belonged to the famous Lydian Kings, Giges, Alyattes and Ardys. The largest tumulus,63 m. high, which was compared by Herodotos to the Egyptian Pyramids, is thought to have been the burial place of King Giges. It is also the region of a major, newly-discovered Bronze Age kingdom contemporary with the Mycenaean Greeks, the Trojans, and the Hittites. The Thousand Hills is on the tentative list for listing on the UNESCO World Heritage List.  

Click for Directions: https://goo.gl/maps/gMRNmc7pgTGpaDie7

Kısık (Mağara) River Ancient Quarry

Kısık Deresi’nin aşağı çığırlarında antik dönemde kullanıldığı anlaşılan mermer ocağı bulunmaktadır. Söz konusu alan Sardes şehrinin 3 km güneyinde yer almaktadır.   Taş ocağı yakınında gözlemlenmiş yarı işlenmiş sütun parçalarının varlığı alanın aynı zamanda bir atölye olarak kullanıldığını göstermektedir. Ocak çevresinde antik dönem seramik parçalarının varlığı bunun kanıtı mahiyetindedir. Mermer ocaklarında Antik dönem taş kesim yöntemlerinin izlerinin bulunması, taş ocaklarının Sardes’in taş ihtiyacının giderilmesinde kullanıldığını göstermektedir. 

Click for Directions: https://goo.gl/maps/4ydCQzne5KJgERpg6

Tabak Deresi Dev Kazanları:

There are three potholes at different levels at the lower course of the Tabak River which has its source at the summits of Bozdağ Mountains. These potholes were formed at the knick point in the longitudinal profile of the river. The diameter of the potholes is 3 meters and their depths are 1,5 to 2 meters.

Marmara Lake

Doğu-batı uzunluğu 10-11 km, eni 3-5 km dolayında olan Marmara Gölü yaklaşık 56 km2 ’lik bir alan kaplar. Su yüzey alanına göre gölün derinliği 3-5 m, denizden ortalama yüksekliği ise 79 m’dir. Tektonik kökenli sığ bir  göl olan Marmara gölüne 1951 yılında Gördes ile Kum çaylarının suyu yönlendirilmiştir. Gediz Nehri’nin suları da, Adala Regülatörü ile kontrol edilerek göle verilmeye başlanmıştır. Günümüzde Marmara Gölü’nün suları, Devlet Su İşleri’nin Aşağı Gediz Sulama Projesi kapsamında Ahmetli çevresindeki tarım alanlarının sulanmasında kullanılmaktadır. Göl, Menemen Ovası’nın sulamasına da katkı sağlamaktadır. Gölün güneydoğu kenarı set ile yükseltilmiş ve sulamada faydalanmak için bir regülatör yapılmıştır. Kış aylarında, Kum Çayı ve Demirköprü Barajı’ndan ilave su aktarılmakta, Marmara gölü regülatörü vasıtasıyla da zaman zaman Gediz’e su bırakılmaktadır.

Marmara Gölü, Ulusal Sulak Alan Komisyonu tarafından 2017 yılı içinde ulusal önem haiz sulak alan olarak tescil edilmiştir. Marmara Gölü birçok kuş türünün beslenme, barınma ve üreme sahası olması nedeniyle önemli bir sulak alan niteliğindedir. Türkiye Genelinde bulunan 421 kuş türünden 101’ine ev sahipliği yapmaktadır. Bunlardan 39’unun yerli, 38’inin yaz göçmeni, 17’sinin kış göçmeni, 5’inin ise transit kuş olduğu tespit edilmiştir. Marmara Gölü Sulak Alanı Dünya Doğa ve Doğal Kaynakları Koruma Birliği (IUCN) kırmızı listesinde LR kategorisinde yer alan tepeli pelikanın üreme alanıdır. Göl aynı zamanda balık popülasyonları açısından da önemli bir yere sahiptir.  Gölde Sazan (Cyprinus carpio), Sudak (Sander lucioperca), Has Kefal (Mugu cephalus) ve Alabalık (Salmo trutta) türlerine ait zengin balık popülasyonları mevcuttur. Gölden tutulan balıklar Gölmarmara ve Çevresi Su ürünleri üretim ve Değerlendirme Kooperatifi tarafından satışa sunulmaktadır. Marmara gölü ve çevresi bitki tür çeşitliliği açısından da önemli bir yere sahiptir. Sahada 5’i endemik olmak üzere 394 bitki türü bulunur.

Üfürük Geothermal Resource

Üfürük Jeotermal Alanı,  Çamur Hamamı ile Gökköy arasında yer almaktadır. Alanda, mineral içeriği yüksek su çıkışı ve kışın gözle görülebilen karbondioksit ve hidrojen sülfür gazı çıkışı olmakta, kaynaklara bu nedenle Üfürük kaynakları adı verilmektedir.  Bu alandaki suların doğal kaynak çıkış sıcaklığı 31 °C olup, su çıkışı mevsimsel olarak değişkenlik göstermektedir.

Tmolos Depoları Üzerinde Hidrotermal Alterasyon

Tmolos depoları Bozdağların kuzey yamaçları boyunca kesintisiz bir kuşak halinde uzanır. Bu depolar  kendi içerisinde faylar ile kesilmiş ve basamaklanmış olup, depolar üzerinde fay zonları boyunca çıkan suların etkisine bağlı hidrotermal alterasyon görülür. Tmolos depoları üzerinde esmer kırmızımsı renk tonları şeklinde görülen hidrotermal alterasyon, özellikle Bozdağların çekirdeğini oluşturan metamorfik temel araziler ile Tmolos depolarının temas noktasında, Karadut açılma fayı  ve yakın çevresinde neredeyse kesintisiz bir kuşak halinde gözlemlenir.

Important Articles

Photo Gallery

Copyright @ 2020 All Rights Reserved to kulasalihligeopark.com.
en_USEnglish